Ölüler Evinden Anılar
Bir mahkûm…
Sibirya’nın dondurucu soğuğunda, taş duvarların ardında geçen yıllar boyunca insan ruhunun en karanlık köşelerine tanık olur.
Dostoyevski, kendi sürgün ve hapis deneyimlerinden yola çıkarak yarattığı bu eserde, suçluların, katillerin, hırsızların ve toplumdan dışlanmış insanların yaşamına bir pencere açar.
Ama bu kitap yalnızca bir hapishane hikâyesi değildir — aynı zamanda umut, pişmanlık ve insan olmanın anlamı üzerine yazılmış derin bir iç yolculuktur.
“Ölüler evi” denilen o yerde bile, insan kalbinin sönmeyen bir ışığı vardır.
Ölüler Evinden Anılar, acının, vicdanın ve yeniden doğuşun romanıdır; Dostoyevski’nin en samimi ve insancıl eserlerinden biridir.
|